« Önceki |

2/8/2008

....................




"İnsan gürültü yapmadan alkışlayamaz, hatta kendini bile."

"Pek cok safak vardi Henüz isildamamis olan"

"Benİ ÖldÜrmeyen Şey, Benİ Daha GÜÇlÜ Eder..."

                                                                                                                             Nİetzsche

13/5/2007

GİDİYORUM SEVGİLİ

 

Gidiyorum  sevgili,
Bir  tren  rayının  iç  yakan  sesiyle  gidiyorum.
Belkilerin  büyüttüğü  sahipsiz  bir  ömürden,
Sensiz  düşüyorum.
Ardımda  bir  sürü  sen  bırakıp  gidiyorum.
Kaç  hayat  eskiyor  bu  tende,
Kaç  gece  istasyonlar  ağlıyor  ardımdan.
Ben  sessizce  düşlerinden  geçiyorum.
Seni  bana  hasret  çekiyorum.
Gittikçe  çoğalıyor  hüzünler,
Ellerimde  yaşlanmış  aşk  tortuları.
Zulaya  yatmış  gözlerim  seni  arıyor,
Sen  kaybolurken  kendi  ülkende, ben  gidiyorum.
Tütün  kokulu  bir  sabaha  geçit  veriyor  gece,
Ayaklarım  götürüyor , içimin  yollarına
Adımlarım  sana  takılıyor, gözlerim  çoktan  firari,
Bir  düşüşle  düşüyorum  hücreme,
Yollar  uzuyor  gittikçe…
Karanlığa  gömülüyor  içim,en  kuytumdan  tutup  beni,
Savuruyorsun  kırık  aşk  masallarına.
Tam  da  yola  çıkmışken  anılara  çarpıyorum.
Bir  enkaz  duruyor  karşımda,
Damla  damla  dökülüyor  her şey.
Buğulu  bir  sabahın  ilk  ışıklarında  ben,
Kendime  kaçak  gidiyorum.
Her  adımda  bir  anıyı  daha  kanatıyorum.
Sen  öyküsüz  kalıyorsun, tamamlanmamış…
Ben  bütün  yarımlarımı  alıp  gidiyorum.
Bavulumda  diğer  yarısı  yok  hayatımın.
Eksik  bir  metinle  sil  baştan;
Ayazdaki  tüm  sözleri  yeniden  yazıyorum.
Kazıyorum  aklımın  en  ücrasından  seni,
Eziliyor  içim  tek  bir  sesine…
Bu  yol  gitmedikçe  daha  da  uzuyor.
Buz  kesmiş  bir  sabaha  düşlerimi  gömüyorum.
Ve  seni  o  istasyonda  öldürüp  gidiyorum.
Tüm  sözler  dağılıyor,tüm  şiirler  susuyor  şimdi.
Konuşmak  bu  kadar  zor  oluyor  işte…
Gözbebeğime  kaçıyor  hayalin,
Boğazıma  duruyor yutkumdaki  nefesin.
Şimdi ölüm  bile  sussa  yalnızlığıma,
Kan  gözlerimde  senle,içinde  senini  kaybetmiş  benle
Bir  meçhule  doğru  gidiyorum.
Oysa  gitmekle  başlıyor, kendimi  kaybım  bilmiyorum…

13/5/2007

BEYAZ GÖMLEĞİMİN YAKASINDA KİRDİ AŞK

ateşi ancak gözyaşları ıslatır
ama yine de gülmeyi dene/sen
aynalara yansımayan yüzümle
posta güvercinlerini salıverdim bu şehre
ben siyahın celladıyım, mavinin kaçkını
Züleyha´dan payıma kalan
beyaz gömleğimin yakasında kirdi aşk.

ağır hayallerle
bir arap atının sırtından yuvarlandım geceye
kapıma dayanır raydan çıkmış ölüm ilanları
duygu zindanlarında
intiharına şahit oldum bir kelebeğin
sadece iki mevsim yaşarmış insan
biri kış diğeri de aşk.

kısa ömrümün son demimde ilk arzum
baba olmaktı
fakat beklemeyi öğretemedim güneşe
uçurtma uçuran çocuğun sevincini
hala yaşayamadım
gülün dikenine değdi elim
griye aldandım
sırdaş oldum uzun beklemelere
hayallerim nasır tuttu
yeşiller kangren
en zifiri gecede bile kirpiklerimle demlediğim aşk.

vurgunun mürekkebi kurumaz hiçbir zaman
intizar soluklu vuslatlar nerede
sabırlarım zulme uğradı
hin ağrılara düştüm
ve beni şimdi “sigaya çeken Molla Kasım” değil
bakire bir fahişe!
aşkı hecelere bölsem elleri üşür mevsimlerin
ferman tanımayan aşkın hayal bekçisiyim
ne zaman kapasam gözlerimi
penceremde zamansız aşk!

13/5/2007

BEN BÖYLE OLMAMALIYDIM....

Ben, böyle olmamalıydım
İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma.
İçime bir ateş düşmeliydi
Ayaklarımın feri kesilmeliydi.
Kendimden geçmeliydim sonra…
Adını sayıklamalıydım, adımı unuttuğumda
Ama bunu kimse duymamalıydı,
Seni, mahşere kadar saklamalıydım.
Ben böyle olmamalıydım
Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur
Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa
Çalan her kapıya `sensin` diye koşmalıydım.
Ayak sesleri gelmeliydi uzaktan
Ben hep sana yormalıydım.
Gece yıldızlarını serpince göre
Seni görmek için uyumalıydım.
Şarkılar kime söylenirse söylensin
Sana diye dinlemeliydim.
Türküler dolmalıydı odama,
Ben bir selvi boylu yârdan ayrıldım deyince bir ses
Selvi boylu yâr sen olmalıydın
Kömür gözlüm ateşine düşeli
Senin için söylenmiş söz olmalıydı.
Bir mey yokluğuna ağlamalıydı delice
Bir keman, incecik çığlık olmalıydı
Ama bunu kimse bilmemeliydi,
Seni mahşere kadar saklamalıydım.
Böyle olmamalıydım,
Kelimeler Taif’i taşıyınca kulaklarıma
Daha yüzüme çarpmadan Taif rüzgarı,
Taşların izi çıkmalıydı yüzümde.
Uhud anılırken, dişlerine sızı düşmeliydi.
Haremde bir ikindi vakti
Kem gözler çevrilince sana
Ve vefasız eller uzanınca yakana
İçim daralmalı, nefesim kesilmeliydi.
Sen ötelere hazırlanırken,
Öteler senin için süslenirken,
Son kez baktığın pencerede hayal edip seni,
Perdenin son kez kapanması gibi,
Kapanmalıydı gözlerim.
Sonra içime doğru gerilip,
Seni bize lutfedenin ismini haykırıp,
‘Allah(C.C.) ‘ deyip,
Düşmeliydim yere.
Ama bunu kimse bilmemeliydi.
Seni mahşere kadar saklamıydım.
Ve mahşer günü…
Uzaktan seni seyretsem.
Sana yakın olmak için can atsam.
Beni engelleseler,
‘Sen kim yakınlık kim? ‘ deseler.
Ben ağlamaktan konuşamasam.
Gözlerini çevirsen bana.
‘Benim cennetim bana bakan gözlerindir.’
Ve tebessüm etsen.
Ama bunu kimse görmese,
Seni ebede kadar saklasam.

 

                                                Dursun Ali Erzincanlı

16/3/2007

AŞK OLSA GEREK

 

Öyle tutkuluydun ki hayata başlarken...
Şimdiyse küçücük bir çiçek teselli ediyor seni...
Aradaki o büyük boşluğun adı,
aşk olsa gerek...
 

Cezmi ERSÖZ